Blog / Yeni Mezun Oldum, Kariyerimi Nasıl Planlamalıyım?

Ana Sayfa BLOG

News

Işık ÇİÇEK

Yeni Mezun Oldum, Kariyerimi Nasıl Planlamalıyım?

Yeni Mezun Oldum, Kariyerimi Nasıl Planlamalıyım? 

 

Dr.Öğr.Üyesi Işık ÇİÇEK

Necmettin Erbakan Üniversitesi

Havacılık Yönetimi Bölümü

cicekis@yahoo.com

 

Yüksek Lisans İle Sektöre Devam Etmek...
Yeni mezun arkadaşlarımızın zihinlerindeki en önemli sorulardan biri; mezuniyet sonrası özel sektör ya da kamuya doğrudan giriş yaparak profesyonel meslek hayatına hızlı bir şekilde girmek, önce yüksek lisans eğitimi yaptıktan sonra sektöre yönelmek ya da belli bir süre sektörde deneyim kazanmak  ve olmak istediği alanı keşfettikten sonra bu alanda yüksek lisans eğitimi alma ile ilgili belirsizliktir. Bay mezunlarımız için bu sorulara askerlik görevini hemen ya da belli bir süre tecilden sonra yapmak ile ilgili  bir kararsızlık da eklenir. Bir de, akademisyen olarak üniversitede kalma ile ilgili bir tercihe yönelim de vardır ki, bunun da doğru zamanının ne olacağı ile ilgili pek çok kişi belirsizlik yaşamaktadır.  Bilimsel bir dil ile ifade edecek olunursa, tam anlamıyla belirsizlik altında karar verme modelleri…

Günümüzün artan rekabet koşullarında iş hayatında olan/yer alacak olan her birey, bireysel rekabette edineceği kazanımları en üst düzeye getirme çabası ile bu tercihler arasında karar verme, bireylerin bulunduğu koşulların doğru teşhisi ve kendilerine yönelik geliştirecekleri farkındalıkların doğru anlaşılması ile çok daha etkin bir düzeyde yapılabilecektir.

Öncelikle, alınan lisans eğitiminin beklentilerimizi ne derecede karşıladığı ile ilgili bir değerlendirme, bu durumun teşhisi ile ilgili ilk adım olabilecektir. Eğitimi alınan lisans programında, program türüne göre değişmekle birlikte 3.  ve 4. sınıflarda uzmanlaşılmak istenilen alanla ilgili seçmeli dersler, zorunlu nitelikte olan ana bilim dallarının içerdiği konulara bağlı olarak şekillendiğinden bu perspektifte bir yönelim doğru bir yaklaşım olacaktır.  Ancak, bana bireysel olarak da danışan öğrencilerime söylediğim gibi, üniversite eğitimindeki ders başarı notunuz,  sektördeki iş yaşamınızda elde edeceğiniz başarıyla doğrudan korelasyon göstermeyebiliyor. Örneğin dersin hocasını sevmeniz, bireysel iletişiminizin olması,  sizi derste tanıyarak ve adınızı hatırlayarak isminizle size hitap etmesi ders konularını sevmeniz bile, o dersin sınav/ödevlerine çalışmakla ilgili sizi daha çok motive etmekte, ve sınavlarda size daha yüksek bir başarı sağlayabilmekte iken, tersi bir durum ders konuları öğrenmekten hoşlansanız ve  bu konular ilginizi çekse dahi, sınav/ödevlere hazırlanmanızı olumsuz yönde etkileyerek ders başarı notunuzun düşmesine de yol açabilmektedir. Sınav başarı ile ilgili pek çok değişkenin varlığı elbette tartışmasızdır. Ancak, iktisat dersi alanların bildiği bir terim olan “ceteris paribus” yaklaşımı ile bu önermeyi ifade edebiliriz. Aralarında ilişki kurduğumuz iki olay incelenirken diğer bütün durumsal koşulların sabit kaldığı varsayımıyla bu açıklama doğru bir söylem niteliğini kazanabilir.  Son sınıf ya da mezuniyet sonrası hangi alanda uzmanlaşmak istediğine karar veremeyen öğrencilerime önerdiğim bir yol var.

“Gözlerinizi kapatın, hayal edin. Yaklaşık 30 yıl bu mesleği tek başınıza yapacaksınız. Bu süre içinde geldiğiniz yer sizi mutlu edecek mi?”

Konfüçyüs ‘ün “sevdiğiniz işi yaparsanız hiç çalışmazsınız” sözü mesleki uzmanlık tercihlerimizi biraz daha netleştirmemizde fayda sağlayacak bir bakış açısını destekleyecektir. Aksi takdirde, “saat 17:30 olsa da eve gitsem, burada yaptığımız tek şey işvereni zengin etmek” söylemlerinden kendilerini bir süre sonra alıkoyamıyorlar. Kendimle ilgili bir örnek verecek olursam, uzmanlık alanı seçiminde  hayal denemelerini yapmıştım.  Pazarlama düşündüm, kurumsal ve büyük ölçüde bir işletmede pazarlama uzman yardımcısı, uzmanı, yetkilisi, koordinatörü, departman yöneticisi vb. ünvanlarla son durak  Holding pazarlama müdürlüğü, ünvanı beni heyecanlandırmamışken,  bu yolculuğa insan kaynakları departmanından başlayışımın ve  zirvesinde holding insan kaynakları yöneticisi ile yolculuğun son bulması  hayali beni çok mutlu etti. Sevilen bir işte üretkenlik doğal bir çıktıdır. Kişi, bu olumlu ruh halinde kendini projeler üretiyor bulur. Elbette seçtiğimiz uzmanlık alanının sürdürülebilirliğinde yalnızca seviyor olma kriteri yeterli değil. Sektörel istihdamı uzun süreli vizyonla değerlendirmek ve gelecekteki rekabette nasıl yer alacağımızı düşünmek bu  tercihte önemli bir rol üstlenebilecektir.

Eğitim alınan lisans programı ve alt uzmanlık dallarında  üniversite eğitiminde sektör odaklı ödev ve projeler yapmak uygulama anlamında oldukça öğretici.   

Özellikle grup halinde yapılan proje ve ödevler mezuniyet sonrası takım çalışması ile ilgili kazanılacak yetkinlik için bir adım oluyor. Özellikle proje ve ödev gruplarının oluşturulmasında öğlencilerin kendilerinin belirledikleri grup üyelerinden değil de öğretim üyeleri tarafından oluşturulması gerçek iş dünyasına daha çok hazırlamakta. İş hayatınızda her zaman sevdiğiniz bireylerle çalışma gruplarında yer almayacaksınız. Belki de iletişimi hiç arzu etmeyeceğiniz birileri ile yakından çalışma zorunluluğunuz olacak. Buna iyi bir hazırlık olur.  Bölüm staj koordinatörü iken,  bazı öğrencilerimizin büyük ölçekli ve kurumsal bir işletmede staj yeri bulamadıklarında üzgün ifadelerine maruz kalırım. Bence, stajda en büyük kazanım eğitmenliğe meraklı ve öğretmekten keyif alan bir meslek profesyoneline denk gelmek. Fotokopi çekme ve gelir götür yapmak dışında mesleki bilginin uygulama alanı görülmediği bir staj hiçbir fayda sağlamayacaktır. Bir KOBİ de staj yapıp gerçekten mesleki uygulamaları izleyen bir rolde stajı gerçekleştiriyorsanız fazlasıyla amacına ulaşmış bir çaba tamamlanmış demektir.  Bunların her biri mezuniyet sonrasında uzmanlaşmak istediğiniz alan ile ilgili size çok etkin ipuçları sağlamakta.

Eğer beklendiğinizi tamamen bulamadığınız bir alanda lisans eğitimi aldığınızı düşünüyorsa, belki de direkten dönmenin son yolu yüksek lisans olacak.

Yüksek lisansa kabul şartlarından biri olan ALES, en az %50 oranında giriş başarı sıralamasında kullanılıyor. Bazı üniversiteler ve bölümler giriş sınavı için mülakatı yeterli görmekte ve genelde adayın yüksek lisans yapma amacı, geleceği yönelik hedefleri ile ilgili kişiyi tanımaya yönelik sorular ile kontenjan dahilinde başarı sıralaması yapmaktalar. YDS, YÖKDİl ya da uluslararası geçerliliği olan bir İngilizce sınavından alacağınız puan, örneğin TOEFL gibi, ve mezuniyet not ortalamanız üniversite senatolarının belirlediği farklı ağırlık oranlarında aday seçiminde göz önüne alınıyor. Ama, vurguladığımız gibi en büyük ağırlık ALES sınavında.

Lisans eğitimini aldığınız alanda kendinizi bulamadığınızı düşünüyorsanız, daha belirttiğim nedenlerle başarı ortalamanız düşük olmasa dahi en az bir yıl sektörde, ilgi duyduğunuz işkolunda tam zamanlı çalışmanız zihninizdeki soru işaretlerini netleştirmek adına önemli bir adım olacak. İki yıl doğru farkındalığı tamamlamak adına daha etkin bir süre. Özgeçmiş hazırlarken en az bir yıllık iş deneyimlerinin dikkate alınması süreci gibi, bu kendimizi keşif döneminde bu zamanı kendimize vermeliyiz. Sürenin daha da uzaması doğru stratejiyi belirlemek adına bir zaman kaybı. Bu nedenle doğru zamanı bireysel planlama sürecinde mutlaka ilk belirlediğimiz kriterlerden biri olarak düşünmeliyiz.  Eğitim alınan lisans programından farklı olarak öğrenci kabul edilen lisansüstü programların bir kısmı en fazla bir yıl süreli bilimsel hazırlık dersleri vererek, bu programlara öğrenci kabul etmekteler. İşletme alanı ile ilgili lisansüstü programlar bu alanların başında geliyor. Bu nedenle kendinizi bulamadığınızı düşündüğünüz alan ile ilgili bireysel teşhisinizi tamamladıysanız artık doğru karar zaman kaybetmeden ilgi duyduğunuz programın yüksek lisansına kabul almak…

Eğer, eğitim aldığınız lisans programı sizin için uygun, başarılı olacağınıza inandığınız ve teorinin uygulama alanını  sektör ve ilginizi çeken alt işkolunda yürütmeye karar verdiyseniz sıra doğru yüksek lisans programının seçimine geldi.

Yüksek lisans mutlaka gerekli mi? Bu sorunun yanıtını verirken güncel istatistik verilerinden de yararlanılabilir. Ülkemizde  yüksek öğretim bilgi sistemi istatistiğine göre 2017-2018  akademik yılı için yüksek lisans programına kayıtlı öğrenci sayısı 454673 iken, 2018-2019 akademik yılı için bu sayı 394174 olup bir önceki yıla göre yüksek lisansa devam öden öğrenci sayısı % 13,3 azalmış.  Bağıl oran negatif olsa da,  lisans mezunu bireyler için rekabette bir avantaj elde edebilmek adına yüksek lisans yine de oldukça tercih edilir düzeyde.

Hangi alt uzmanlık dalı ve ne zaman yüksek lisans kararı?  

Eğitimi aldığınız lisans programında alt uzmanlık dalını belirleme ile ilgili en azından iki yıllık sektörel çalışma, sonrasında doğru tercihi belirlemede bir avantaj sağlayacaktır. İnsan, sevmediklerini ve  ilgi duymadıklarını, hoşlandıklarından daha kolay ifade etme eğilimindedir. Sektörde bu iki yıllık deneyim, kişiye yönelmemesi gereken alan(lar) ile ilgili doğru bilgi sunması adına da bir fayda sağlayacaktır. Bu süre sonunda mevcut işinize uygun, sektörde proje geliştirme ile ilgili size daha üst bilgi sağlayacak bir yüksek lisans programı arayışınız bu açıdan amaca yönelik olacaktır.  Master, tercümesi uzmanlık anlamına gelen bir terim olması nedeniyle, sektörde /iş kolunda uzmanlık elde etmeye uygun bir üst bilgiyi sunması adına gereklidir. Burada önemli bir etmen, genel yüksek lisans programı yerine doğrudan alt uzmanlık ayrımını öğrenci alınırken belirlemiş olan bir yüksek lisans programın tercih edilmesi ile ilgili avantajdır. Zaten lisans programının devamı niteliğinde sürdürülecek olan yüksek lisans eğitimi, genel bir anabilim dalı şeklinde verildiğinde, müfredatta olsa bile alt uzmanlık belirten bazı dersler öğrenci ders seçim taleplerine göre ortaya çıkan sayı ya da öğretim üyelerinin ders açma tercihlerine göre değişime uğramakta, böyle bir genel yüksek lisans programına giren öğrenci alt uzmanlık belirten bazı dersleri hiç alamadan tez aşamasına gelebilmekte, spesifik uzmanlığını yalnızca tez hazırlayarak elde etme çabasına girebilecektir. Bu nedenle alt uzmanlık ayrımı başlangıçta olan yüksek lisans programlarının tercihi bir avantajdır

Mezun arkadaşlarımızın çok sorduğu diğer bir soru da yüksek lisans eğitimi boyunca izin alınıp alınmama, derslere devam durumudur.

Mevcut lisansüstü eğitim yönetmeliğine göre, yüksek lisans ders+tez dönemi en çok 3 yılda tamamlanmakta, dersler en fazla 2 yılda bitirilebilmektedir. Belli bir süre sektör çalışmasından sonra gerçekleştirilecek bu lisansüstü eğitimde dersleri 1 yılda tamamlamak, pekçok üniversitede seçmeli ders havuzunda öğrencilerin 2-2,5 güne bu dersleri sığdırabilmelerine olanak tanınmaktadır.  Sadece ders dönemi için kısmi zamanlı bir çalışma modeli ile 2,5 gün iş, ya da her gün yarım günlük çalışmaya bağlı iş tercihi eylül-haziran dönemi için etkili bir çözüm olabilecektir. Kaldı ki, dönem araları diğer boşluklar tam zamanlı çalışmaya engel değildir. Ders döneminin tamamlanmasından sonra başlanacak olan tez, belirlenecek danışman öğretim üyesi ile bireysel iletişim tercihinize bağlı alarak (uzaktan iletişim, vb), zamana uygun bir görüşme aralıkları ile ayarlanabilir. Tabii ki, laboratuvar çalışmalarına bağlı tez hazırlamalar bu kapsamdan daha geniş...

Akademisyen olarak meslek hayatına devam etme ile ilgili karar ya da kararsızlık ile ilgili birkaç cümle söyleyecek olursak:  Bana danışan öğrencilere şunu söylüyordum. Akademisyenlikte sana çekici gelen nedir? Ya da sektörde sana itici gelen nedir? Bu soruların yanıtlarını iyi vermek gerekiyor. Akademisyenlik ile ilgili bazı öğrencilerin yanıtları “amfide ders anlatmak, gençleri meslekleri ile ilgili yönlendirme yapmak keyif verici”. Bu boyut evet, amfide genç enerji, anlattıklarınızla ilgili neden-sonuç ilişkisinde sizin daha çok muhakeme yapmanızı sağlayan sorularla karşılaşmanız, bir üniversite öğrencisinin yetişmesi ile ilgili toplumsal hizmet oldukça güzel. Ancak, akademisyenlikte bilim üretme kısmı en az ders verme kadar, hatta daha da çok kişiden beklenen katkılar. Ders çalışmayı çok sevmek, sürekli okumak ve yazmaya bağlı olarak üretken olmak önemli yetkinlikler. Sadece 08:30-17:30 arası iş yapıldığı düşünülecek bir meslek olmaktan çok uzak.  Bu boyutta kararsız yaşayanlar için önerim de her iki yemeğin tadına bakmak olacak. Belli bir süre sektörde çalışma sonrası yüksek lisans ve sonrasında doktora eğitimi ya da tersi durum, sonrasından üreteceğimiz “keşkeler”in önüne de geçecektir.